Gökçe Ünalan ve minik Meriç'in hikayesi
Biz 18.10.2003 tarihinde evlendik. Bir bebeğimizin olmasını çok istiyorduk fakat kendimize 1 sene süre vermiştik... Evliliğimizin 6. ayında hamile olduğumu öğrendiğim vakit şaşkınlık, sevinç hepsi birbirine karışmıştı... Çünkü plansız ve ani bir sürpriz olmuştu bizim için... Eh gelene git denmez, biz de eşimle beraber madem Meriç gelmek istiyor o zaman bizde yol açalım dedik ve 9 aylık süreç böylelikle başlamış oldu.
Hamileliğimin ilk üç ayı ve sonrası inanılmaz sorunsuz geçti gayet rahattım normal hayatımda herhangi bir aksaklık kesinlikle yaşamadım. Sadece ilk aylar biraz gergin ve sinirliydim... Neyse ki o hallerim dokuz ay boyunca devam etmedi..
Düzenli doktor kontrollerimiz gayet güzel geçiyor, doktorum her hangi bir sorun görmüyordu... her ay doktora gitmeyi sabırsızlıkla bekliyordum çünkü kızımla buluşma günlerimizdi o günler... Her gün aynaya bakıp içinde canlanan minicik bir noktanın şahlanarak büyümesi inanılmaz güzel ve kutsal bir şeydi benim için; zamanın çabuk geçmesini bekliyordum, çünkü bebeğimizin cinsiyetini öğrenecektik, ben ve eşim hep bir kızımız olsun isterdik... O gün geldiğinde ikimiz de inanılmaz bir heyecan ile doktorun ağzının içine bakıyorduk...
16 haftalık bir oğlunuz var demişti doktorumuz, ben şaka yaptığını düşünmüştüm ama gayet ciddi idi, sağlıklı olsun mühim olan bu deyip 10 hafta ben oğlum diye sevmişken eşim hiçbir şey demiyordu çünkü hep kızımız olacak diyordu... Fakat her doktor kontrolünde de Meriç kendini göstermiyordu...
26. hafta kontrolümüzde çok sağlıklı bir kızımız olacak dediğinde doktora çok kızmıştım... Bana her ikisini de yaşattınız alacağınız olsun sizin demiştim... Artık Meriç prensesin hareketlerini hissetmem lazımdı sabırsızlıkla elim karnımda tatlı sözler ile dolaşıp duruyordum evlilik yıldönümümüzde Meriç prenses bana en güzel hediyeyi verdi, evet ilk kez o gün kımıldadı ve o günden sonra her hareketi benim yüzümde gülücükler açtı...
Doğmamış kızıma özlemle sevgiyle mektup yazar, ağlardım, onun kokusunu özler, hayal eder dururdum. Ben bir an önce kızıma kavuşmak istediğim için doğum bir kaç gün önce olsun isterken doktorum ısrarlarımı inatla reddederek beni sezaryene almamak için direniyordu. Son kontrolümde suyun azalığını görünce beni apar topar sezaryene aldı... Ve mutlu son, evimde içimde güzel kızımla geçirdiğim son gecemdi, korku heyecan ve merak tarif edilemez bir duygu...
Ve 20 şubat 2005 Pazar saat 12,35 güzel kızım geldi işte...
Meriç’imi kucağıma aldığımda bütün ağrılarım gitmişti, işte benim ağrı kesicim buydu... Onun kokusu, onun güzel yüzü, Allahım anne olmak nasıl güzel bir duygu, uykusunda özlemek, kokusuna hasret kalmak, bir damla göz yaşına kıyamamak. Allah kimseyi evlatlarından ayırmasın... İyi ki Doğdun benim Güzel Meleğim...
Gökçe ÜNALAN
8 Ağustos 2005
Lütfen! İzin almadan ve kaynak belirtmeden alıntı yapmayınız.