Serap Erdoğan: Asla Asla Deme!
Evet sevgili kızlar asla "asla" demeyin. "Şunu asla yapmam, bunu asla yapmam". Ya da benim gibi asla normal doğum yapmam. Yaa atalar ne demiş "büyük lokma ye büyük konuşma". Ben bu hatayı yaptım ve "asla yapmam" dediklerimin hepsini doğumumda yaşadım.
İlk olarak hamile olduğumu enteresan bir yerde öğrendim. Subay olduğum için ve görevim gereği Askeri Eğitim Kamplarına gittiğim için hamileliğimi de bu kamplardan birinde öğrendim. Tabi istediğimiz bir hamilelikti, planlamıştık ama yine de çoooook heyecanlandım. Bu arada eğitimler de tam gaz sürüyordu, atış yapmamız ve yaptırmamız gerekiyordu. İlk başlarda kimseye söylemesem de o duygusallıkla bir kişiye söylemem sonucu herkes bunu öğrendi son bir hafta rahat ettim.
Güzel bir hamilelik geçiriyordum. GATA'da isteğe bağlı sezaryen yapılmadığı için özel bir hastanede kontrollere gidiyordum ve doktorumun normal doğum önerisine karşın kesinlikle sezaryenle doğuracaktım.
Hamileliğimin 32. haftasında karnımın alt kısmında bir ağrı ve idrar yaparken yanma hissi oluştu. Yapılan tetkiklerde bir şey çıkmadı. Tam olarak neden olduğu anlaşılamadı. 33 haftalık hamileydim. 2000 yılını 2001'e bağlayan gece, yani yılbaşı gecesi ağrılarım yine başladı. Ben bunu da fazla önemsemedim. Sabaha kadar bekleyip doktoru aradık. Bize şehir dışında olduğunu, GATA'ya giderek bir kontrol yaptırmamızı önerdi.
Ağrım azalmıştı. İlk kez giyebildiğim lacivert hamile elbisemi giydim ve aklımın ucundan bile geçmeyecek bir senaryoyu yaşamaya doğru yola çıktık. GATA'da beni hemen muayene ettiler. Doktorun odasında beklemeye başladık. Geldi ve bize "Doğum başlamış, sizi yatıracağız, bu durumda adım bile atmayın yoksa yolda doğurursunuz" dedi ve bu da yetmezmiş gibi ekledi, "Bebek çok küçük yaşama şansı % 50." O anda her şey kapkara oldu. Hatırlayamıyorum bile. Tam bir şok.
Apar topar doktorumuzu ve doktor olan ablamızı aradık. Hemen yatmamı önerdi ikisi de. Tam iki gece doğumu önleyebilmek ve bebeğimin ciğerlerinin gelişimini tamamlayabilmesi için iğneler eşliğinde serum taktılar. Bu arada doğum sancılarım vardı. Üçüncü günün sabahı saat 09.10 sıraları beni muayene için aldılar ve bir anda kendimi doğum odasında buldum. Bir kaç doktor gelip gitti. Bu arada bana bir iğne yaptılar. Ben resmen bağırarak, hatta avaz avaz bağırarak (Hülya Koçyiğit filmleri örneği) 35 dakika sonra minik oğlumu doğurdum. Doğum anını unutamıyorum. Hep tarif ederlerdi bebek doğunca ağrılar sona erermiş diye. Gerçekten de öyle oldu. Sanki kuş tüyünden bir yatakta uzanıyordum ve olağanüstü bir huzurla dolmuştu tüm vücudum. Minik bebeğimin ayağını ve kedi miyavlamasını andıran cılız ağlamasını duyduğumda çok gururlandım. Başardım dedim kendime,başardım...
Hala da o gururum sürüyor biliyor musunuz? Normal mi diye soranlara evet normal doğum diyorum gururlanarak... Şunu öğrendim ki hayatta ben bunu yapmam dediklerimiz bir gün bizim başımıza gelebiliyormuş. Şu atalar da ne bilgeymiş ama...
Hepinize sevgiler.
Serap Erdoğan ve oğlu Aras
24 Ağustos 2005
Lütfen! İzin almadan ve kaynak belirtmeden alıntı yapmayınız.