10 Eylül 2010, Cuma
Hamilelik ve Doğum
Bebeklik Dönemi
Çocukluk Dönemi
Ergenlik Dönemi
Engelli Çocuklar
Anneler ve Babalar
+ Tüm Uzmanlar
Doç. Dr. Ayten Erdoğan
  Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı & Hastalıkları
Prof. Dr. Kerem Doksat
  Erişkin Psikiyatrisi
Uzm. Dr. Sinan Mahir Kayıran
  Çocuk Sağlığı Hastalıkları
Doç. Dr. Eksal Kargı
  Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi
Dr. Dinçer Yıldırım
  Kadın Hastalıkları ve Doğum
Diyetisyen Seçil Kenar
  Beslenme ve Diyet
Uzm. Dr. Cem Kara
  Çocuk Cerrahisi
Doç. Dr. Burak Erdamar
  Kulak Burun Boğaz Hastalıkları
Op. Dr. Tuğrul Turan
  Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi
Uzm. Dr. Seran Göçer
  Medikal Estetik
Prof. Dr. Recep Aydilek
  Alerji & Göğüs Hastalıkları
Op. Dr. İbrahim Gökçen
  Göz Sağlığı Hastalıkları
Dr. Özgür Başar Varoğlu
  Diş Sağlığı Hastalıkları
Serap Yavuzyaşar
  Okul Öncesi Eğitim
Av. Dilek Taşören
  Hukuk Danışmanlığı
Tamer Halit Özdoğan
  Veteriner Hekim
Reklam - ID:60 (Pasif)
Işıl & Annesinin kuzusu, pamuğu, mavi balığı, her şeyi Emre MERT’in doğum Hikayesi
Doğum hikayeleri hep bebeklerimizin geleceğini haber verdikleri gün baslar. Ama benimki daha önceleri başlıyor... Zaman zaman notlar almıştım bebeğimin geleceği müjdesinden çok önce ve sonra...

Öncesinde:

Omuzlarım çok ağır geliyor bana, taşıyamıyorum sanki kendimi... Ağlayarak çıktım hastaneden negatif sonucu alınca. Hani Emre’ye sürpriz yapacaktım? Neredeydi benim bebeğim? Ağladım, ağladım... Yolda kimse görmedi, duymadı sesle ağladığımı. Öyle çok kar yağıyordu ki. Aslında hepsi içime yağıyordu sanki. O güzelim kar taneleri içime yağıp yağıp duruyordu. Dolduramadığım yerleri dolduruyordu sanki. Bebeğimin yerini!... Bebeğimizin yerini!... O yüzden çok üşüdüm. Çok yalnız, çok çaresiz hissettim kendimi... Allah’a sordum; O soğuk fırtınada yanaklarımdan nasıl böylesine sıcak gözyaşları akıttın? Bunlar kaynar kaynar, dizi dizi akarken, içimi karnımı nasıl dondurdun? Cevap vermedi... Ya da verdi ama ben o kadar üzgündüm ve o kadar üşümüştüm ki tek kişi olmamdan; duyamadım...

Oysa ne olurdu onun karnımda olduğunu hissetsem, onu karnımdan sevsek... Ultrasonlara bakıp neresi burnu desek? O kitap gibi ben de henüz doğmamış çocuğuma mektuplar yazsam. Ama kitap gibi mutsuz bitmesek de hep mutlu devam etsek... İsim kavgası yapsak Emre ile... Karnımda oynamasını seyretsek... Onu ilk gördüğümde ağlasam; "Bu muydu beklediğim" diye. Geceleri uyuması için ona yalvarsak. İlk adım atışını kameraya alıp sanki ayda yürüyen ilk adammış gibi herkese seyrettirsek... Onu hep öpüp öpüp koklasak... Onunla Actionman oynasak... Emre’yle dünyanın sekizinci harikasını yarattığımıza fena halde inansak.... Yapsak, yapsak, yapsak... Tüm bunları ve dahasını yapabilsek...

Bunlar sadece birkaç satırıydı hissettiklerimin... Yazamadıklarım yada şimdi yazmadıklarım o kadar çoktu ki. Sanıyorum ki sabırsızdım, hemen istiyordum. İstediğim haberi alamayınca da çok üzülüyordum.

O an çok uzundu...

Benim için o an diye nitelendirdiğim zaman kitaplara göre 38 hafta 2 gün ama bebeğimizin bilincinde olarak gecen 18 Ağustos 2005 da başlayıp 17 Mart 2006 ya dek süren... Çok sıcak bir Ağustos günü Emre’nin test sonuçları için gittik laboratuara. Her zamanki gibi Emreden dökülüverdi kelimeler. Haydi gel bir test yaptıralım. Kısık bir sesle Peki çıktı ama içimde hem haydi diyen bir ses bir de çekinen bir başka ses.

Beklemek... Ne kadar uzunmuş bu 30 dakika? Geçmiyordu bir turlu. Laborantımızın güler yüzü beliriyordu kapıda, henüz kağıda test sonucu dökülmemişti ama belli ki o da heyecanımıza dayanamamıştı. Henüz kesin değil ama galiba pozitif dedi. İşte bu ani bir duygu kaydedicisi olsaydı da kaydetseydim keşke. Kalp nasıl bu kadar hızlı atar, gözlerimiz anne-baba adayı olarak ilk kez nasıl karşılaşır ve ne çok şey anlatır birbirine...

Bu heyecan her dr randevusunda daha bir başka yaşanacakmış meğer. Ama eminim hiçbiri ilk heyecan gibi değil. İçinde oluştuğu kese eminim kimseye bir şey ifade etmese de o minik karaltı ne kadar önemliydi bizim için. O bizimdi! O karaltıda çarpan bir kalp görmek nasıl bir heyecandı, nasıl kocaman iki gülümseme yayıyordu yüzlerimizde.

Her gününden mutlu olduğum, hayallerimdeki gibi su kadar günlük diye parmakla saydığım günler... Emre’nin excelde bebeğimizin güncel gününü gösteren bir tablo hazırlayışı ve yanına bebeğimizle ilgili her notumuzu düşmemiz. Ölçülerini hep not ettik bu tablomuza. Seyir defteri oldu sanki. Daha cinsiyeti belli olmadan aramızda şakalaşmalarımız, Emre’nin "benim adım Mert, beni çok sevin" resimleri oluşturmaları.... Çok güzeldi çooook!

Aynı hayallerimdeki gibi karnım hemen büyümeye başladı. 8 haftalıkken hamile pantolonu aldık, sanki gelinlik bakar gibi mutluydum o pantolonu alırken. Moda olan giysiler zaten büyümekte olan karnımı çok güzel gösteriyordu. Bebek alışverişi için 5-6. aya kadar bekleriz dememize rağmen kendimizi tutamayıp spor bir ayakkabı bile aldık zaten sonra kendimizi bir daha hiç tutamadık. Karnıma yandan bakmak ne büyük zevkti.

Çok ama çok dikkatli özenli beslenmeme rağmen kilo alıyordum buna rağmen hem Dubai’deki doktorum hem Türkiye’deki 2 doktorum da kilomu fazla bulmuyordu. Demek ki kitaplardaki ölçülere uymasam da garip bir hamilelik değilmiş benimki. Hem ben zaten çok seviyordum karnımı! Bebeğimizin adının Emre Mert olduğunu 10 Ekim’de yine Dubai’de öğrendik. İsmi 3 sene öncesinden belliydi zaten. Artık mağazalarda tüm maviler benimdi!

18 haftalıkken garip bir ağrı korkuttu bizi. Önce önemsemedim sadece öylesine söylemiştim Emre’ye. Bir baktım ki 10 dakika içinde Emre 2 doktorun da ortak kararları ile beni hastaneye götürüyor. Bir şeyim yok cümlelerimi duymuyor bile. Oysa bebeğimi benim çok farkında olmadığım ama usgde net görülen kasılmalar tehdit ediyordu. Buna aşağıda taşıdığım plasenta neden olmamıştı. Nedenini bilmiyorduk. Doktorun ilaç vererek kalkmadan yatmamı söyledi, gece ağrıların geçmemesi ya da artması halinde kendilerinin müdahale edemeyeceklerini tam teşekküllü bir başka referans verdikleri hastaneye gitmemi söylediler. Önce sakindim ama o gece insanın kendini dinlemesinin ne zor olduğunu hatırlıyorum şimdi.

Eve ilk geldiğimde karnımın sağında bir toplanma ve hareket gördüm, kasılmalar soldayken demek ki bebeğimiz sağ tarafa o kadar kaymıştı ki artık dışardan minik minik hareketler görebiliyordum. Emre’nin tüm gece her kıpırdanışımda ağrın var mı nasılsın diye soruşları geliyor gözümün önüne. İkimiz de çok korkuyorduk.

Gece ağlamam bile o kadar sessizdi ki; bebeğim hissedecekti ağlamalarımı ama ben ona güçlü bir anne olmak istiyordum. Emre benden daha çok korkuyordu çünkü bana tam olarak yansıtmamıştı doktorun da söylediklerini. O hastaneye gitsek bile bebeği kurtarma şansımızın zor olduğunu söylemişler. Sabah hiç bu kadar güzel gelmemişti bana çünkü ağrılarım artmamıştı. Minik minik adımlarla kontrole gittik 2 gün sonra. Doktorumuz kasılmaların şimdilik durduğunu bu fırsatı değerlendirip Türkiye’ye ilk uçakla gitmemizi tavsiye etti. Çünkü bir daha başlarsa uçuş yasaklanacaktı bana.

Çok sancılı bir yolculuk yaptık bebeğim ile. Uçaktan ağrım olduğu için tekerlekli sandalye ile çıktım. Bir ay kadar neredeyse evden mecburiyet harici çıkmadım. Günlerim dinlenerek geçti. Artık tehlikemiz geçmişti. Kasım ayında ilk kez hareketlerini yüzeyden de hissetmeye başladık. Harikaydı. İşin güzel yanı Mert elmayı çok seviyordu galiba. Çünkü bundan sonra elma delisi lakabına elma yememden sonra hareket eder hale gelmesi neden olacaktı. Her oynamasını istediğimde elma yer olmuştum. O zaman odasına bir elma ağacı çizmek geldi aklımıza. Yattığı yerden çok sevdiği elmaları görsün istedik.

Benim aldığım kilolara Mert’in de üst sınırlarda devam etmesi 3 kez şeker yüklemesi yaptırmamıza neden oldu ama hiçbirinde de gebeliğe bağlı şeker çıkmadı. :) Her dr kontrolümüz sonrası elimizde dvd ve 3D görüntülerle deli oluyorduk. Burnu kime benziyordu çenesi ne güzeldi ya yanakları ne tombuldu... Bir insan hamileliğinden bu kadar mı memnun, mutlu olurdu? Öyleydim iste. Doğum için 38.haftadan itibaren her gün uygun denmişti ve ben uğurlu sayım 17yi doğum tarihi olarak seçmiştim. 38+2de 17 Mart 2006 günü inşallah sağlıkla Mert dünyaya gözlerini açacaktı.

Ve hamileliğimin son gecesi. Hazır mıyım? EVET! Bir an önce sabah olsun istiyorum ama oğlum sabaha kadar tekmelesin istiyorum. Her hareketini hafızama kazıyabilseydim keşke... Hep karnımdan çıktığında bu anları çok özleyeceğimi düşündüm. Gece geç saatlere kadar arkadaşlarımın doğumla ilgili güzel notlarını okudum telefonla desteklerine cevap verdim. Bebeğimizi ne çok seven vardı, çok şanslıydı Emre MERT!

Kuaföre gittim saçlarımı yaptırdım. Oğlumu güzel karşılamak istiyordum. Hatta saat 9 gibi makyaj alışverişine bile çıktım. İnsanlar kocaman göbeğime bakıyordu ve ben o koca göbeğime uygun koca bir gülümseme ile dolaşıyordum! Geç saatlerde e gerçekten ben hazır mıyım telaşı başladı, bavul kontrol edildi ev toparlandı ve yatağa yatıldı. İşte o zaman indi gözyaşlarım elim karnımdayken. Bir daha bu kıpırtılar olmayacaktı! Ne operasyon korkusu ne başka bir şey. Sadece oğlumun sağlıkla dünyaya gelmesi için Allah’a dua ediyordum ve kıpırdanışları bir daha duymayacağım diye ağlıyordum. Oğlum çokça oynadı o gece...

Ve işte o gün!

Sabah kalkıp aynada son rötuşlarımı tamamladım. Sanki tatile gider gibi kapıda bir bavul, ana kucağı, bebek sekerlerimiz eh hazırdık galiba. Arabada hala ama karnımda bir daha oynamayacak diye hayıflanan ben! Hamilelik sürecimde o kadar o mutluydum ki hamilelik depresyonu bir yerlerde hafızasını kaybedip bana hamilelik pollyannasi olarak gelmişti. Emre’ye sırf naz olsun diye hiç kapris yapmamıştım, ağlamamıştım, aşermemiştim, midem bulanmamıştı ve bir iki saat sonra bu süreç sona eriyordu. İstanbul Cerrahi Hastanesine gelir gelmez odamıza çıktık. Hemen kapı ve oda süslendi, bu arada benim hazırlıklarım başladı. NSTmiz yapıldı.

Sonra esas sürpriz "Aile İletişim ve Eğitim Portalı"ndan Alev Durmuşoğlu ’ndan www.dogumfotosu.com kazandığım şubat-mart bebekleri sürprizine sıra geldi!

Alev Hanım, doğum fotoğraflarımızı çekecekti. Alev Hanım’la ancak doğumda karşılaşabildik ama kazandığımız belli olduğundan beri sürekli mailleşiyorduk. O kadar genç ve cici bir bayandı ki. Doğum sırasında Emre’nin dışında bir güç de kendisi olacaktı. Kendisine çektiği o güzel ve essiz resimler için, sıcakkanlı yaklaşımı için çok teşekkür ediyoruz.

Mert şanslıydı galiba yılbaşında anneler kulübü partisinde www.sekerbebek.com dan Gülşen’in de bebek sekerlerinden de kazanmıştım. Gülşen çok öncesinden bana istediğim sekerleri seçmem konusunda ısrar etti. Ama ben bir türlü karar veremedim ve Gülşen’in kendi zevkine bırakmak konusunda ondan da ısrarlıydım. Doğumdan bir gün önce harika bebek şekerlerimiz de gelmişti. Bunların sadece bebek şekeri değil Gülşen’in sevgisini de kattığı çok özel bebek şekerleri olduğunu biliyordum. Gülşen’e emekleri ve çok çok güzel şekerleri için bir kez daha teşekkür etmek istiyorum. Malzemelerini kendi seçtiğim babaannemizin ve yengemizin beraber diktiği ve yine Beril Teyzemiz, teyzoşumuz, anneannemiz, babaannemiz, amcamızın ortak hazırladığı bebek şekerlerimiz arasına Gülşen’in bebek şekerlerini de katmıştım doğumun olduğu gün.

Bu arada anestezi için bir uzman geldi ve doğal bir bakış attıktan sonra bir daha bakışı bizi çok güldürdü. İkiz mi hayır tekiz muhabbeti yine tekrarlandı. Hani Türk filmlerinde karnına yastık koyarlar da amma büyük yastık koymuşlar inandırıcı olmamış deriz onlar gibisiniz dedi! :)

Resimlerime bakınca yine gülüyorum koca karnıma. Bu arada Mert hala bir o yana bir bu yana hareket ediyordu. Oda boşaltıldı operasyon öncesi hazırlıklarım yapıldı.

Veeeee artık hazırdım. Sedyeye uzandığımı ve herkese yine kocaman gülümseyerek el salladığımı hatırlıyorum şimdi. İçimde en ufak bir doğum korkusu yoktu, en çok 30 dakika içinde Mert ellerimde olacaktı ben çok mutluydum.

Ameliyathanede çok üşüyordum. Bu titreme bende sinir bozukluğundan değil ameliyathane standardı soğukluktandı. Sedat Bey epidurali nasıl uygulayacağını neler hissedeceğimi an be an anlattı, iğne hiç canımı acıtmadı ve nihayet epiduralin etkisi ile ayaklarım ısınmaya başladı. Hatta biraz daha epidural yapsak da ben iyice ısınsam diye teklif ettim ama kabul edilmedi.

Önüme bir perde çekildi. Doktorum Kağan Kocatepe, asistanı, ekip geldiler. İçimden dua etmeye başladım. Her şeyin yolunda gidip bebeğimizin sağlıkla dünyaya gelmesi için Allah’a yalvardım, isimleri belli olan arkadaşlarımın isimlerini tek tek saydım, sayamadıklarım için her bebek isteyene tez sağlıkla bunu nasip etmesini diledim.

Emre gelmeden başlamak istemiyordum bu konuda hatırlatma yapınca şakalaştık tekrar ekiple. Bir baktım Emre ameliyat önlüğü maskesi takmış geliyor. Ona çok yakışıklı bir doktor olmuşsun dedim. Hani sanki doğumda değildim de maskeli balodaydık. Elimi tuttu. Bekliyordum. Bu süreçte ben çoktan doğum anına yaklaşmıştım. Solumda Dr. Sedat bey, sağımda Emre... Perde arkasında da doktorum Kill Bill ıslığı çalıyor ve ekiple bu konuda sohbet ediliyor arada da neler hissedeceğim söyleniyor. Kağan Bey hiç çatlağım olmadığını, son 1.5 ayda bu kadar yağsız bir anne adayı görmediğini söylüyor ama çatlak ya da yağlar kimin umurunda ki o anda?

Bu arada o kadar eğleniyordum ki Mert’i bana ilk uzattıklarında bazı resimlerde gördüğüm gibi onu gülerek karşılayacağımı düşünüyorum. Derken karnımda hissettiğim baskıya itiraz ettim. Ne oluyor bir baskı var derken meğer asistan Mert’in çıkışı için tüm gücüyle karnıma basıyormuş. Sedat bey derin nefes almamı söyledi. O an tekrar dualarımı tekrarladım. Her şey yolunda gitsin bebeğim sağlıkla dünyaya gelsin, Allah her dileyene dilediğinde sağlıklı bebekler nasip etsindi. Tüm bunlar ne kadar çabuk söylenebiliyormuş şaşırıyorum şimdi.

Bir kaç saniye sonrasında karnımdan bir şeyin çıkışını hissetmemle bir duygu patlaması yaşama anları birbirine karıştı. Saat 10:37yi gösteriyordu. Kağan Beyin onu karnımdan çıkardığındaki ilk sözleri İşteeee Mert! Tosun pasa bu, tosuuuuuuun oldu. Bir yandan bebeğimiz ağlıyor ben ondan çok, ondan sesli ağlıyordum. Kafamı sağa uzatarak Mert’i görmeye çalışıyordum.

Bebeğim sağlıkla dünya gelmişti ve ağlamaya başlamıştı. Onu bir an önce kucağıma versinler istiyordum ama ilk kontrollerin yapılışını da seyrediyordum. O ağlıyor ben ağlıyorum elim Emre’de ikimizin de gözleri Mertte...

Emre bir yandan gözyaşlarımı siliyor alnımı okşuyordu, diğer eli hep sağ elimi tutuyordu. Sedat bey sağ kolumu çözdü. Ve o an anlatılamaz bir şeydi. Yazacaklarım hiç bir zaman o anı anlatmaya yetmeyecek. Tenine dokunuşumda hissettiklerim çok çok farklıydı. Bu kadar yumuşak hiç bir şeye hayatımda dokunmadım, hiç bir şey bana bu kadar duygu yoğunluğu yaratmadı, hiçbir şey bu kadar sıcak olmadı.

Bana verildiğinde ağlaması bıçak gibi kesilmişti ve yorgun gözlerini aralamaya çalışıp bana bakıyordu, yüzümde bana değdiği her yerimi emmeye çalışıyordu ve ben sürekli onu öpüyordum. Burnunu yanağını dudaklarını sadece öpüyordum ve sadece çok güzel, çok güzel diyebiliyordum. Sonra üşümemesi için aldılar benden.

Ellerim ona son mesafeye kadar uzandı. Artık bebek odası yolundaydı, her şey güzel geçmişti... Sezaryen dikişlerimi dikerlerken sadece Emre ile bebeğimiz ne kadar güzeldi diye konuşuyordum sürekli beni onaylamasını istiyordum. Emre’ye bebeğimizin ardından gitmesini söyledim ama sonuna kadar bırakmadı beni elimi tuttu. Doktorlar doğuma giren hiçbir Türk babanın bebekten sonra anne ile kalmadığını söyleyip bundan dolayı Emre’yi tebrik ettikler.

Yukarıya sedyeyle çıktığımda yine herkese gülüyordum. Yatağıma yatırıldım ve ikinci güzel an bebeğimle tekrar kavuşmamız başladı, emzirmek... Ama o kadar güzel geçti ki ben sürekli bir elimle yüzünü kafasını sevdim ve hep ne kadar güzel olduğunu söyledim. Bana nasıl olduğumu soranlara sadece ne kadar güzel değil mi diyebiliyordum.

Onu hiç yanımdan ayırmak istemedim. Şimdi o anımızı görenler çok duygusal bir sahne olduğunu söylüyorlar. Dışardan nasıl görünüyordum bilemiyorum ama hislerimi hiçbir kelime anlatamıyor bence. Gece gündüz her dakika yanımda olsun emsin ben de ona dokunabileyim istedim. Anne olmayı çok istemiştim.

Hep bu süreçte ben de anne olmak istiyorum diye düşündüm, bazen gördüğüm sahneleri yaşamak istedim bazen hayal kurdum. Ama hiçbiri yaşadıklarımı anlatamıyor. Beklentilerimin o kadar ötesindeymiş ki... Eğer anneliğin böyle olduğunu bilseymişim sanırım beklemek çok daha dayanması zor olurmuş.

Hastanede hiç ağrı pompasına ihtiyaç duymadım ve Mert’te sarılık çok düşük düzeyde seyrettiğinden ek bir tedaviye ihtiyaç duymadık. Hastaneden çıkmadan 2. günü sünnetimizi de yaptırdık ve doğumdan 3 gün sonra evimize 3 kişi olarak döndük, evimize yeni bir hayatla Mert’imizle merhaba dedik!

Emre Mert bugün 13 günlük. 13 günün nasıl geçtiğini bilmiyorum. Hamileyken hep hamileydim sanki diyordum şimdi hep Mert varmış gibi geliyor. Siparişim doğru gelmiş, Mert, Emre’ye benziyor. Bunu Emre’ye söylediğimde ne kadar yok dese de yüzünde kocaman gülümseme oluyor.

Hiç yadırgamadım yeni hayatımızı. Gün geçtikçe alışıyoruz birbirimize. Hıçkırması beni güldürüyor, meme emerken bana baktığında aynı karnımdayken olduğu gibi konuşuyorum şarkılar söylüyorum, yan yana yatıp ellerini tutuyorum beni hissetsin diye, gaz sancısında o ağlarken ben de ağlamak istiyorum, uykularım onun olsun istiyorum. Acılarını ben taşımak istiyorum o hep gülsün istiyorum.

Onun için hep güzel şeyler istiyorum ve Allah’tan diliyorum. Bazen Mert’e bakıp bakıp ağlıyorum, böyle bir mucize karşısında. Ağlarken dayanamıyor öpüyor öpüyor öpüyorum. Allah’a şükrediyor ve her isteyene istediği zaman sağlıklı hayırlı bebekler nasip etsin diye dua ediyorum.

Işıl Hancı

...30 Mart 2006...

Web Sitemiz: http://mert.hanci.sitemynet.com/mert_hanci/
31 Temmuz 2006
Lütfen! İzin almadan ve kaynak belirtmeden alıntı yapmayınız.
Arkadaşına tavsiye et Yazı arşivine git Yazıcı versiyonu
Çocuğunuz yaz okuluna gidiyor mu?
Anket sonuçları alınıyor. Lütfen bekleyin...
Künye  l  Reklam  l  İletişim  l  Üyelik

www.aile.org kısayolları:

Hamilelik ve Doğum: Hafta Hafta Hamilelik Rehberi | Hamilelikte Ruh ve Beden Sağlığı | Hamilelikte Muayene ve Testler | Hamilelikte Karşılaşılan Sorunlar | Hamilelikte Beslenme | Doğum & Doğum Yöntemleri | Emzirme & Anne Sütü | İpucu Köşesi | Babanın Hamileliği | Hamilelik Hikayeleri | Doğum Hikayeleri

Bebeklik Dönemi: Yaşlar & Dönemler | Gelişim | Davranış & Disiplin | Sağlık & Bakım | Beslenme | A dan Z ye Çocuk Hastalıkları | Sağlıklı Bebek Kontrolleri | Bebek Kitaplığı | Oyun & Oyuncak | Hesaplayıcılar | Bebek İstiyoruz! | Hamile Kıyafetleri

Çocukluk Dönemi: Yaşlar & Dönemler | Gelişim | Davranış & Disiplin | Sağlık | Beslenme | Eğitim | A dan Z ye Çocuk Hastalıkları | Sağlıklı Çocuk Kontrolleri | Çocuk Kitaplığı | Oyun & Oyuncak | Çocuk Mutfağı | İpucu Köşesi

Ergenlik Dönemi: Yaşlar & Dönemler | Gelişim | Davranış & Disiplin | Hastalıklar & Sağlık | Cinsellik | Eğitim | Nasıl davranacağımı bilemiyorum! | Kimse beni anlamıyor!

Engelli Çocuklar: Fiziksel Engeller | Zihinsel Engeller | Sağlık & Gelişim | Eğitim | Anneler & Babalar | Engelli Çocuk ve Gençlerin Hakları | Kurum ve Kuruluşlar Rehberi

Anneler ve Babalar: Kadınlara Özel | Erkeklere Özel | Aile İlişkileri | Cinsel Yaşam | Çalışma & Aile Yaşamı | Solo Anneler & Babalar | Anne & Baba Sağlığı | Anne Babalardan Başarı Öyküleri! | Saç Bakımı ve Modası | Organizasyonlar, Kutlamalar, Partiler | Seyahat ve Tatil | Aile Üyelerinden Yemek Tarifleri | Aile Rehberi

Uzmanına sor! Doç. Dr. Ayten Erdoğan, Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı & Hastalıkları | Prof. Dr. Kerem Doksat, Erişkin Psikiyatrisi | Uzm. Dr. Sinan Mahir Kayıran, Çocuk Sağlığı Hastalıkları | Dr. Dinçer Yıldırım, Kadın Hastalıkları ve Doğum | Seçil Kenar, Beslenme ve Diyet | Uzm. Dr. Cem Kara, Çocuk Cerrahisi | Doç. Dr. Burak Erdamar, Kulak Burun Boğaz Hastalıkları | Op. Dr. Tuğrul Turan, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi | Dr. Seran Göçer, Medikal Estetik | Prof. Dr. Recep Aydilek, Alerji & Göğüs Hastalıkları | Op. Dr. İbrahim Gökçen, Göz Sağlığı Hastalıkları | Dt. Özgür Başar Varoğlu, Diş Sağlığı Hastalıkları | Serap Yavuzyaşar, Okul Öncesi Eğitim | Av. Dilek Taşören, Hukuk Danışmanlığı | Tamer Halit Özdoğan Veteriner Hekim

www.dogumfotosu.com | Duyurular | Forum Yardım | Önce tanışalım! | Sohbete Buyrun! | Hamilelik ve Doğum | Bebeklik Dönemi | Çocukluk Dönemi | Ergenlik Dönemi | Engelli Çocuklar | Anneler & Babalar | Sizden Gelenler | İkinci El Eşyalarınız | Can Dostlarımız | İstek ve şikayetleriniz

Telif hakkı © aile.org. 2005-2008
Tüm hakları saklıdır. Önceden izin almaksızın içerikler tamamen ya da kısmen kaynak gösterilerek dahi kullanılamaz!
www.aile.org genel nitelikli bilgilendirme portalıdır ve sadece eğitim amaçlıdır. Kendinizin veya çocuğunuzun sağlığı ile ilgili tüm sorunlarınızı mutlaka doktorunuza danışmalısınız. Lütfen portalı kullanmaya başlamadan önce Yasal Uyarı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni okuyun. Bu portalı kullanmanız Yasal Uyarı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni kabul ettiğiniz anlamına gelir.