Mustafa filmi ile ilgili eleştiri ve yorumları hepiniz okumuşsunuzdur.
Filmin içeriği ile ilgili fikirlerim bir yana, benim bu konuda vurgulamak istediğim farklı birkaç nokta var.
İlk olarak ben:
Çocuğuma bu filmi izletmeyeceğim.
Neden?
Öncelikle henüz tarihimiz, ulusal kurtuluş savaşımız ve elbette Gazi Mustafa Kemal Atatürk hakkındaki bilgi ve bilinç düzeyi yeterli seviyede olmayan çocuğumun taze zihninin bir şahsın subjektif yaklaşımından etkilenmesini istemiyorum. Bu tarz filmleri kendi bilgi birikimine dayalı muhakeme süzgecinden geçirebilecek yetişkinler istiyorlarsa izleyebilir ama henüz bunu yapabilecek kapasiteden yoksun çocuğumu, bizim için çok büyük önem taşıyan bir konuda son derece subjektif bir yaklaşımın etkilerinden korumayı da ebeveyn olarak görev kabul ediyorum. İleride, belge ve gerçeklere dayalı tarihsel bilgileri sağlam bir şekilde edindikten sonra neyi dilerse onu izler elbette...
Nitekim, okulun gönderdiği bilgilendirme yazısında bu ay “kahramanlar” ünitesi çerçevesinde yapılacak etkinliklerden birinin de “Mustafa” filminin izlenmesi olduğunu görünce hemen okul yönetimine bir dilekçe yazarak çocuğumun bu etkinlikten muaf tutulmasını istedim.
İkinci olarak “canım ne var, nihayetinde o da bir insan, şunu da konuşabilmeliyiz, bunu da konuşabilmeliyiz”cilerin samimiyetine asla inanmıyorum.
Bir zamandan beri belirli çevrelerin adeta koro şeklinde ağızlarında eveleyip geveledikleri (“annesinin başka bir erkekle evlenmesi onu mutlaka yaralamıştır, neden Atatürk’ün bu yönünden hiç bahsedilmez? Bunları da konuşabilsek ne olur ki?” gibi) cümlelerin neredeyse birebir bu filmde yansıtılmış olması da filmin samimiyeti ile ilgili güvensizliğimi pekiştiriyor.
Üçüncü olarak, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “insani yönlerini” bilmediğimizi, konuşamadığımızı ve hatta böyle bir şeyin mevcut bile olmadığını sandığımızı da kim iddia etmiş, şaşıyorum doğrusu!
Farkında mısınız bilmiyorum, sürekli birileri bize kendimizi tanımlıyor. "Biz şuna inanırız, biz onu şöyle yaparız, biz şunu bunu yapmayız..." Sürekli “bizim” ne olduğumuzu tanımlıyorlar. Bunu o kadar ısrarla yapıyorlar ve bazen bizim ne olduğumuza dair o kadar akıl dışı şeyleri ısrarla savunuyorlar ki, bir kötü niyet sezmemenin olanağı kalmıyor. Söyler misiniz, belli bir kesimin adeta kendilerini paralarcasına “bizi” tanımlama çabası gösterip durmasının arkasında hangi iyi niyet olabilir?
Onların tanımına göre biz Atatürk’ü dokunulmaz, eleştirilmez, insani yönleri olmayan bir ilah olarak görüyoruz ve artık bu “hastalıklı”(!) tavrımızı değiştirmemiz gerekiyor. “Bizim” hakkımızdaki bu tanımlarını kabul ettirdikten sonra, bu değişimi nasıl ve ne yönde yapacağımızı da bize onlar söylemek istiyor.
Kimse kusura bakmasın ve kim nasıl düşünürse düşünsün ama ben, Atatürk’ün insan yönünü anlayabilmek için, yazılarını oldum olası fazlasıyla yapış yapış ve “ağlak” bulduğum bir yazarın rehberliğine gereksinim duymayı açıkçası kendi akıl ve duygu süzgecime yönelik bir aşağılama olarak görüyorum.
Buradan tüm okuyucularıma sesleniyorum: Atatürk’ün “insani yönlerini”, sürdürdüğü mücadele ve içinde yaşadığı şartlar bağlamından kopmadan öğrenmek, değerlendirmek ve çocuğunuza da bu bilgileri kendiniz aktarmak istiyorsanız, işe Mustafa filmini izlemekle değil, Falih Rıfkı Atay’ın Çankaya kitabını okumakla başlayın (henüz okumadıysanız elbette). Bu kitabı okuyun, eşinize dostunuza hediye vermeniz gerektiğinde bu kitabı verin ve ısrarla okumalarını isteyin. İnanın günümüz koşullarında bundan daha değerli bir hediye bulabilmeniz mümkün değil...
Son olarak bir tahminimi belirteceğim: Ben “Mustafacıların” çok yakında bir Çerkes Etem güzellemesi ile ortaya çıkmalarını bekliyorum. Nereden çıkardığımı merak ediyorsanız söyleyeyim: Bu, “Atatürk’ün insani yönlerini de konuşabilmeliyiz”ciler bir süreden beri Atatürk'ün önemini azaltmak üzere başka "kahramanlar" da icat etme gayretindeler ve şimdi habire ağızlarında "Ne yani Kurtuluş Savaşı'nı Atatürk tek başına mı yaptı? Başka hiç mi katkısı olan olmadı?" Sözgelimi Çerkes Etem’i de konuşabilmeyiz” lafını eveleyip gevelemelekteler... Şu anda bizi bu konuda da tanımlama sürecinde bulunuyorlar: "Biz Çerkes Etem’i yanlış tanıyoruz, onun iyi yönlerini, milli mücadeleye katkılarını ve ona yapılan haksızlıkları yeterince bilmiyoruz...” Bu tanımı da iyice benimsettikten sonra filmimiz gelecektir diye düşünüyorum ben. Bakacağız, göreceğiz...